Bugün günler, aylar öncesi tuttuğum
kimi okuma notlarımı tekrar edince, bir kısmını daha paylaşmak istedim. Her cümlesi ayrı bir ders
içeriyor.
Hiçbir insan, dört dörtlük
değilmiş. Balıktan başkası suya doyarmış ama içimizdeki kimi doyumsuzlar şükretmekten
uzak yaşarmış. Masumun, çaresizin halini ve hatırını sormayan akıl sahibinin,
her elbisesi, her şalı ipekten de olsa, hırsından ve ayıplarından temizlenemezmiş.
Bu nedenle şer, şeytan, şımarık ve şarlatanların ne önüne geçilir ne de
arkasından gidilirmiş. Nitekim, önünden gidersen ısırır; arkasından gidersen
tepermiş. Pek tabi, en doğrusu usulüne ve anladığına uygun, zamanında
dizginleri toplamak lazımmış.

İyi, güzel ve doğru davranışa
sahip olmak, ancak gönül temizliği ile mümkünmüş. Bu nedenle, Cenab-ı Hak bir
insanın önce işine, muradına, kalbine, gönlüne, düşüncesine bakarmış. Hayır ve şerri yaratan Allah, hayır ve şer torbasını buna göre boynuna takarmış. Yaramaz insanlar, belayı davetten,
ne usanır ne de arlanırmış. Allah rahmetini dilediğine tahsis edermiş (Bakara 105).
Köpek kemiğe, sülük kana aşıkmış.
Bunun için, şerlerin ve seviyesizlerin sevgisi, ayının sevgisine benzermiş. Yani
sevgisi kin, kini sevgi. Yani terbiyesizin, şeker kamışını yiyenin, zehir
midesine oturur, sapı da elinde kalırmış.
Cenab-ı Hak hiç kimsenin yolunu,
yolsuza düşürmesin. Her daim akıllı, faydalı, verimli düşünmekte; faydalı
ilimlerle meşgul olmakta sayısız faydalar varmış.
Son söz; şeytanla kabak ekenin,
kabağı başında patlarmış.